fbpx

Op. Dr. Tolga Mertoğlu

Menisküs ; diz eklemi içinde ,uyluk ve kaval kemiklerinin birbirine bakan kıkırdak yüzeyler arasında bulunan ay şeklindeki yapılardır. Yastık benzeri fonksiyon göstererek şok absorbsiyonu yapar, kıkırdak yüzeylerin birbirine sürtünerek aşınmasını engeller. Eklem hareketi sırasında stabiliteyi arttırmak, kayganlığa yardım etmek gibi de çok önemli görevleri de vardır.

Ortopedik pratikte ;menisküs yaralanmaları en sık görülen yaralanma şekli , artroskopik yani kapalı yöntemlerle menisküs ameliyatları da en sık yapılan cerrahi tedavilerdendir.

10 yaşından önce menisküs yaralanması görülmesi çok olağan değildir .Gençlerde genellikle dizin ani olarak yön değiştirilmesi ve makaslama hareketi ile yaralanma olur. Orta yaş ve üzerinde menisküs yaralanmaları genellikle zorlamalı çömelme ve düşme sonrasında olur.

Ani menisküs yaralanmalarında birkaç saat sonra dizde şişme , diz arkasında veya menisküsün yırtıldığı yerde ağrı olur. Eğer yırtılan menisküs parçası takla atarak eklem arasına sıkışırsa ,diz ekleminde ani kilitlenme olabilir. Kronikleşmiş yani eski menisküs yırtıkları ise ,aralıklarla olan diz
eklem şişlikleri ve batma şeklinde olan ağrı yakınmalarına yol açabilir.

Menisküs yaralanması şüphesi ile başvuran hasta , Ortopedi Uzmanı tarafından detaylı muayene edilir. Daha sonra başka bir kemik yaralanma veya kireçlenmeye bağlı diz eklem aralığı daralması varlığını değerlendirmek için standart röntgen çekimleri yapılır. Röntgen tetkikleri mümkünse ayakta basarak ve iki taraf karşılaştırmalı olarak yapılmalıdır. Menisküs yırtığının varlığını, yırtığın yerini ve şeklini, komşu kıkırdak yapıların değerlendirmesini yapmak için MRI görüntülemeden faydalanılır.

Menisküs yaralanmalarının karışabileceği diğer hastalıklar ; diz eklemi içinde serbest gezen kıkırdak parçaları, özellikle iç tarafta olan eklem kapsülü bantları, diz kapağı eklemi kıkırdak bozuklukları, diğer diz bölgelerinde kemik veya kıkırdak doku bozulmaları, çapraz veya yan bağ yaralanmaları olarak sayılabilir . Bu patolojiler menisküs yırtığına eşlik de edebilir.

Bütün menisküs yaralanmaları belirti vermez . Birçok menisküs yaralanması da bir zaman sonra belirti vermez hale gelir. Cerrahi tedavi her zaman şart değildir. Ameliyat olmadan takip ve tedavi edilebilecek menisküs yaralanmaları;

  • Uzunlamasına 10 mm den küçük ve 3-5 mm den az yer değiştirmiş olan yırtıklar
  • İleri derecede diz kireçlenmesine bağlı aşınma ile olan yırtıklar
  • Enlemesine 3 mm den küçük yırtıklar
  • İlerlemeyen ve bulgu vermeyen kısmi yırtıklar

Ameliyatsız tedavide ödem giderici ve ağrı kesici ilaçların kullanılması, buz tatbiki, kas güçlendirici ve eklem hareket açıklığını arttırıcı fizik tedavi uygulanılması sayılabilir.

Cerrahi tedavide , artroskopik dediğimiz yani kapalı olarak, kamera sistemleri ile uygulanılan yöntemler kullanılır. Yırtık olan menisküs eğer onarmaya müsait ise tekrar dikilir. Menisküs yırtığı düzgün kenarlı ise ve menisküsün damar ağı ile beslenebildiği kenar kısmına yakınsa tekrar yerine dikilebilir. Kova sapı yırtıklar diye tabir ettiğimiz yırtıklarda yer değiştirmiş olan menisküs parçası ameliyat esnasında tekrar yeri yerleştirildiğinde düzgün ve stabil görünüyor ise dikilebilir. Menisküs yırtığı onarılır ise , ameliyat sonrasında yaklaşık 20 gün-1 ay hastanın dizine yük vermemesi gerekir. Dikilen menisküsün iyileşebilmesi için dizin çapraz ve yan bağlarının da sağlam olması önemlidir. Eğer beraberinde bir bağ yaralanması var ise bunlar da eş güdümlü olarak tedavi edilmelidir. Ameliyattan 10 gün sora fizik tedaviye başlamakta yarar vardır.

Menisküs dizde amortisör benzeri görev yaptığından dolayı mümkünse yırtık dikilmelidir. Menisküs yırtığı onarmak için müsait değilse ,yırtık olan kısım kenarları düzgün olacak şekilde kesilerek çıkartılır. Eğer komşu kıkırdak dokularda hasar yok ise hasta ertesi gün ameliyatlı dizine yük vererek yürüyebilir. Ameliyat sonrası dönemde fizik tedavi şart olmamakla birlikte yapılması daha iyi olur. 

Oluşabilecek komplikasyonlar; bacak damarlarında pıhtı oluşumu, diz eklem içi kanama , onarılan menisküsün tekrar yırtılması olarak sayılabilir.

El parmaklarımızı hareket ettiren tendonların hareket sırasında içerisinden geçtiği tünelde sıkışıp takılması ile seyreden hastalıktır. Takılmanın sebebi tünelin kalınlaşması veya tendon kılıfı üzerinde kistik bir yapı oluşması olabilir.

Her yaşta görülebilen tetik parmak hastalığı; çocuklarda doğuştan olabileceği gibi, ileri yaşlarda şeker ve romatizmal hastalık benzeri tetikleyici rahatsızlıkları olan kişilerde daha sık görülür. Genç yaşlarda ise aşırı bilgisayar ve cep telefonu kullanımı gibi yoğun parmak hareketi gerektiren durumlarda ortaya çıkabilir. Hastalığın ilk evrelerinde parmaklarda ağrı olur. İlerleyen dönemlerinde takılma şeklinde belirti verir. Hareket esnasında oluşan takılma  tetiklemeye benzediği için bu isimle adlandırılır. 

Teşhis genellikle fizik muayene ile koyulur. MRI görüntülme yardımcı tetkiktir. Mutlaka yapılması gerekmez. tetik parmak hastalığının  erken evredeki tedavisinde hareket modifikasyonu ve ödem giderici ilaçlar kullanılması önerilir.Tetik parmak bölgesine yapılan kortizon enjeksiyonundan da fayda görülebilir. Konservatif tedaviye cevap alınamadığında  veya daha etkili  tedavinin erken dönemde talep edildiği durumlarda cerrahi girişim uygulanılabilir. 

Cerrahi tedavi lokal anestezi ile yapılabilen küçük bir müdahaledir. Hastalar ameliyatın ertesi günü  parmaklarını günlük aktivitelerini yapabilecek kadar kullanabilirler. 

 

Karpal Tünel Sendromu

Karpal tünel Sendromu Ortopedi Kliniklerinde en çok karşılaşılan sinir sıkışması rahatsızlığıdır. Boyun omurları arasından çıkarak elin ilk üç parmağı ve 4. parmağın dış yarısına kadar giden (median sinir) kablo, el bileğinden geçerken adına karpal tünel denilen kanalda sıkışabilir.Sıkışma sonrasında kanal içinde oluşan basınç arttıkça sinirin ulaştığı bölgelerde hem hareket hem de duyu kusurlarına yolaçabilir. Bunlar el ve parmak uçlarında uyuşukluk ,gece ağrıları ,kavrama güçsüzlüğü şeklinde olabilir.

 

Karpal Tünel Sendromu Teşhisi

Teşhis hastanın şikayetleri doğrultusunda doktor tarafından yapılan fizik muayene testleriyle koyulur. EMG denilen sinir iletim tetkiki, teşhis koymada etkili ve yardımcıdır. MRI görüntüleme ile sinirin içerisinden geçtiği karpal tünelde yer kaplayıcı kitle ve ödem varlığı sorgulanabilir. 

 

Karpal Tünel Sendromu Tedavisi

Karpal Tünel Sendromu başlangıç tedavisi cerrahi olmayan yani konservatif tedavidir. Bu tedavide, hastanın şikayetleri ve muayene bulguları hafif ise el bilek ateli kullanma,aktivite düzenlenilmesi ve bazı durumlarda enjeksiyon uygulaması yapılmaktadır. Orta ve ileri düzeydeki karpal tünel sendromu tedavisi cerrahidir. Amaç sinirin içinden geçerken sıkıştığı karpal tünelin tavanını uzunlamasına açarak ,kanal içindeki basıncı düşürmektir. Ameliyat yöntemleri açık cerrahi, kısmi açık cerrahi ve bunun bir şekli sayılabilecek endoskopik yani kapalı cerrahi yöntemidir. Açık cerrahinin kapalıya göre dezavantajı, ameliyat yara izinin daha belirgin olması ,yara yerinde daha fazla ağrı yapması ve iyileşme döneminin daha uzun olmasıdır .Ancak oluşabilecek komplikasyonların görülme olasılığı  kapalı yöntemlere göre çok daha azdır.

 

 

Dupuytren Hastalığı

Avuç içinde deri altındaki bağ ve yağ dokusunun zamanla sertleşerek nodül ve hücresiz bağ dokusuna dönüşürler. Ortaya çıkan bu yapılar ise parmakların bükülerek içe doğru hareket etmesine yol açar. Parmakların hareketini engelleyen bu hastalığa dupuytren hastalığı adı verilir.

Eldeki parmaklarda hareket kaybı ve kozmetik görüntü bozukluğuna yol açan dupuytren hastalığı daha çok 40’lı yaşlar sonrası görülür. Avuç içinde oluşan şişkinlik ve sertlik ile bir veya birkaç parmağın açılmaması hastalığın belirtileri arasındadır. Ağrı oluşturmayan hastalık, yalnızca kişinin hareket kabiliyetini olumsuz yönde etkiler.

Doktor muayenesi sırasında genellikle hastalıklı bölgenin çukurlaşmasının gözlenmesi, hastalığın tanısının konulmasında büyük rol oynar. Ağrı oluşmadığı için hastalar tedavi olmayı ertelerler ancak bu durum hastalığın daha ilerlemesine neden olur. Böyle durumlarda cerrahi tedavi ile hastanın avuç içerisinde oluşan nodül ve bağlar çıkartılır. Fizik tedavi uygulamaları ile de hastanın günlük yaşamına kısa sürede dönmesi sağlanır.

 

Ganglion Kistleri

El bileğinde oluşan kimi zaman kendiliğinden kaybolan şişlikler ganglion kistleri olarak adlandırılır. Sıklıkla el bileğinin üst bölümünde, kimi durumlarda ise parmak eklem bölgelerinde görülebilir. İçerisinde bulunan yoğun ve kaygan eklem sıvısı nedeniyle cildin dışında balon gibi bir görünüşe sahip olan bu kistler, eldeki hareketin artması ile büyüyebilir.

Kötü huylu ve diğer organlara da yayılmasının imkân olmadığı bu hastalık, daha çok bilgisayar kullanan ya da örgü ören kadınlarda görülür. Doktor muayenesi sırasında hastalığın altındaki neden araştırılır. Romatizmal hastalıklara bağlı ya da kemik tümörüne bağlı oluşabilecek hastalığın tedavisi genelde takip ile gerçekleşir. Hasta düzenli kontroller ile takip edilir ancak şişliğin aşırı büyümesi ya da ağrı oluşturması durumunda kist içerisindeki sıvı çıkartılır. Bu tedaviye rağmen ağrı devam ediyor ise kist cerrahi olarak çıkartılır.

 

Sorunuz mu var? WhatsApp ile yazın