Tüm vücudumuzun yükünü taşıyan ayaklarımız ve bileklerimiz; adım atmamıza, yürümemize, zıplayabilmemize yardımcı olur. Uyku dışında geçirdiğimiz zamanlar dışında hareket etmemizi sağlayan ayaklarımız, yanlış ayakkabı kullanılması, aşırı kilo ve yanlış yapılan sportif aktiviteler nedeniyle yıpranabilir, kimi durumda hareketleri kısıtlayıcı yaralanmalara dahi neden olur.

Ayak ve Ayak Bileği Hastalıkları

Ayak bileğinde üst üste yer alan iki eklem ayağımızın aşağı, yukarı, sağ ve sol yöne doğru hareketini sağlar. Ancak bu eklem ve tendon ve bağlarda sıklıkla Halluks Valgus, tırnak batmaları, düz tabanlık, aşil tendon problemleri, dış yan bağlarda gevşeklik, ayak bileği ve eklem kireçlenmeleri gibi rahatsızlıklar görülür.

Kozmetik görüntünün de etkilendiği ayak ve ayak bileği hastalıkları erken teşhis edildiği takdirde hızlıca tedavi edilebilir.

Halluks Valgus

Ayak baş parmağında dışa doğru oluşan şekil bozuklukları Halluks Valgus olarak adlandırılır. Oluşan rahatsızlık neticesinde ayak baş parmağı, bir sonraki parmağa baskı yaparak ayak aksının düz şeklini değiştirir ve dış cephede bunyon adı verilen şişkinlik meydana gelir.

Uç kısmı dar, topuklu, sert ve yanlış ayakkabı seçimi hastalığın yaygınlaşmasında rol oynar. Uzun süre bu tarz ayakkabı giymek, ayağın anatomik yapısını değiştirir. Erkeklere göre topuklu ayakkabı kullanan kadınlarda daha sık Halluks Valgus görülür.

Hastalık neticesinde oluşan bunyon ve ayaktaki deformasyon ağrıya, kızarıklığa ve sorunlu nasırlara neden olur. Ayrıca şişlik nedeniyle ayakkabı giymek oldukça zorlaşır. Hastalığın ilk evresinde bunyon yastıkçıkları, gece atelleri, tabanlıklar ve hastalığa uygun ayakkabılar tercih edilerek, hastalığın ilerlemesi engellenir. Öte yandan oluşan şişkinliğin alınması Halluks Valgus hastalığının düzelmesine neden olmaz. Hastalığın tedavisinde önemli olan kemik yapısındaki üçgen şeklinin düzeltilmesidir. Bu nedenle cerrahi tedavide bunyon alındıktan sonra ayaktaki kemiklerin düzgün hizalanarak sabitlenir. Ameliyattan sonra kemik ve çevre dokular 6 hafta içerisinde iyileşir.

Düz Tabanlık

Ortopedik bir rahatsızlık olan düz tabanlık, toplumun birçok kesiminde yaygın olarak görülen bir bozukluktur. Hareket etmemize ve vücudumuzun ağırlığını taşıyan ayak tabanı kavisli bir yapıya sahiptir. Bu yapının düz olması durumunda düz tabanlıktan söz edilir. 

Doğuştan oluşabileceği gibi düz tabanlık 30’lu yaşlardan sonra da ortaya çıkabilir. İleri yaşlarda ortaya çıkan rahatsızlık, aşırı kilo ya da ayak tabanının aşırı ve zor kullanımına bağlı olarak da gelişebilir. Bu dönemde, ayakta bulanan kemik ve eklemler zamanla çökerek düz tabanlığa neden olur.

Ayak tabanının yere basıldığında kavis oluşmaması, ayağın içe basması, dizlerin yürürken birbirine temas etmesi, fiziksel hareket kısıtlanması, erken yorulma ve ayaklarda oluşan ağrı kişide düz tabanlığın olduğuna işaret eder. Belirtilerin görülmesinin ardından alanında uzman bir doktordan yardım alınması gerekir.

Düz tabanlık problemi olan kişilerde genellikle ayağın ortopedik yapısına göre ayakkabı kullanılması gerekir. Tabanlık sadece kişinin ağrılarını azaltmaya yönelik uygulanan bir seçenektir, ayağın eski şeklini almasına yardımcı olmaz. Kişide oluşan düz tabanlığın çeşidine göre cerrahi tedaviler tercih edilerek ayağın şekli düzeltilir.

Kronik Bağ Gevşekliği

Ayak bileğinin farklı zamanlarda birden fazla kere burkulmasının altında kronik bağ gevşekliği yatmaktadır. Ayak bileğinin sabit durmasını sağlayan bağlar, burkulma gibi yaralanmalar sonucunda etkilenir. Özellikle ayakta oluşan burkulmalara yönelik doğru olmayan tedaviler uygulanırsa kronik bağ gevşekliğine neden olabilir. Kronik bağ gevşekliği olan hastaların en ufak bir fiziksel aktivite sırasında ayak bileği burkulur. Burkulma sonucu kişilerde ağrı ve yürüme güçlüğü oluşur. İlerleyen durumlarda tendon ve kıkırdak dokusunda hasara neden olur.

Tekrarlayan burkulmaların en önemli nedeni olan kronik bağ gevşekliği cerrahi yöntemler ile tedavi edilir. Ameliyat sayesinde gevşek olan bağlar onarılarak, güçlendirilir. Operasyon sonrası hasta bir süre koltuk değneği kullanarak ayağının üstüne basmaması gerekir.

Aşil Tendon Problemleri

Baldır kaslarını topuk kemiğine bağlayan yapılarda oluşan hastalıklar aşil tendon problemleridir. Aşil tendon kopmaları, aşil tendinopatisi ve aşil tendiniti en sık görülen aşil tendon problemleri arasında yer alır. Vücudumuzdaki en büyük tendon olan aşil tendonu ayak bileğinin aşağı doğru hareket etmesini sağlar. Yürümek, koşmak gibi en temel hareketleri aşil tendonu ile gerçekleştirebiliriz.

Aşil tendon problemlerinin önüne geçebilmek için fiziksel aktivite öncesi mutlaka ısınma, sonrasında ise soğuma egzersizleri yapılmalı. Ayrıca ayakkabı seçimine de dikkat edilmeli.

En sık karşılaşılan aşil tendon problemleri:

  • Aşil tendon kopmaları: özellikle ayak bileğine yapılan direk temas sonrası aşil tendonunun alt topuk kemiğine yapıştığı yerden kopması durumudur. Oluşan travma sonrası tedavi cerrahi olarak gerçekleştirilir.
  • Aşil tendinopatisi: Aşil tendonunun ağrı, sertlik ve şişme ile kendini gösteren hastalıktır. Tekrarlayan aşil tendinopatisi küçük travmalar nedeniyle oluşur.
  • Aşil tendiniti: Aşil tendonunun iltihaplanması dolayısıyla ortaya çıkan hastalıktır. Genellikle oluşan ağrı uzun süreli değildir ancak tedavi edilmediği durumlarda vücutta bozulmalara neden olur. Ufak çaplı oluşan yırtıklar, ayağın sağlıklı anatomik yapısının bozulmasına yol
    açar.